Ergenlik dönemi, çocuğun kimlik arayışının yoğunlaştığı, bağımsızlık ihtiyacının arttığı ve duygusal dalgalanmaların sık yaşandığı özel bir süreçtir. Bu nedenle birçok ebeveyn, bir anda içine kapanan, artık kendisiyle konuşmayan bir ergenle karşılaştığında endişelenir. Aslında iletişimin azalması, çoğu zaman ebeveynden uzaklaşma isteği değil; kendi kimliğini kurmaya çalışan çocuğun geçici bir içe yönelişidir. Ancak doğru yaklaşımla ebeveyn–ergen iletişimi yeniden güçlendirilebilir.
İletişimi düzeltmenin ilk adımı yargısız bir alan açmaktır. Ergenler en çok eleştirilmekten, küçümsenmekten veya sorgulanmaktan kaçınırlar. Bu nedenle konuşmaları kısa kesmeleri ya da uzak durmaları, çoğu zaman kendilerini koruma çabasıdır. Ebeveyn olarak yapmanız gereken, “Hazır olduğunda seni dinlemeye hazırım.” mesajını sakin bir şekilde vermektir. Onu zorlayarak, baskı kurarak ya da uzun sorgulamalara tabi tutarak iletişimi onarmak mümkün değildir.
İkinci adım ise günlük küçük temaslar kurmaktır. Uzun sohbetler beklemek yerine, gün içinde küçük ama pozitif cümleler kurmak, ergenin size yeniden yaklaşması için zemin hazırlar. Birlikte kısa bir yürüyüş yapmak, yemek yerken sohbeti sade tutmak veya sadece yanında bulunmak bile iletişimi kuvvetlendirir.
Üçüncü adım duygulara odaklanmaktır. Ergenler çoğu zaman duygularını ifade etmekte zorlanır. Sorduğunuz sorular “Neden böyle yapıyorsun?” değil, “Bunu yaşarken kendini nasıl hissettin?” gibi duygu merkezli olmalıdır. Bu, çocuğunuzun iç dünyasının anlaşıldığını hissetmesini sağlar.
Son olarak, süreci kişiselleştirmemek gerekir. Ergenin iletişimi azaltması, çoğu zaman ebeveyne duyulan sevgisizlik anlamına gelmez. Gelişimsel bir dönemin doğal parçasıdır. Sabırlı olmak, esneklik göstermek ve çocuğunuzun ihtiyaç duyduğu alanı tanımak, iletişimin kısa sürede yumuşamasına yardımcı olur.
Unutmayın; ergenlikte iletişim bir anda kopmaz ve bir anda düzelmez. Ama doğru yaklaşım, sevgi ve sabırla her zaman yeniden inşa edilebilir.
Uzm. Dr. Fatih Ucuz
